Genç tasarımcılar

Güzel işler; Genç Tasarımcı Mustafa Aydın

Farklı güze işleri gördüğümde blogda yazmak için heyecanlanıyorum. Beni heyecanlandıran isimlerden birisi de Mustafa Aydın oldu. Kim bu Mustafa Aydın? Bu uzun zor yola İTKİB’in Genç Moda Tasarımcıları yarışmasından “Kutsanmış” koleksiyonuyla birinciliği yakalayarak başlamış. Mustafa Aydın Moda dünyasına Hakan Yıldırım ve Zeynep Tosun gibi dahi isimleri kazandıran yarışmanın son keşfi…

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nden mezun olan Mustafa Aydın avant-garde çizgisi ile dikkat çekiyor. Tasarımları bence daha çok noktada satılmalı ama şuan için Pop-Up Akmerkez mağazasında bulabilirsiniz.

Renkli çorap ama bunlar Ballonet…

Renkler ve desenler arası iyi olanlar bunu markaya sevecek :) Bugüne kadar birçok renkli çorap satın aldınız, peki hiç Ballonet’iniz oldu mu? Markanın kurucusu Gamze Derinöz ve Zeynep Erbay diyor ki :) “Gökkuşağının renklerini topladık, içine biraz fikir, biraz tasarım koyduk. Ee tabi bir tutam da tutku ekledik ve tüm çorapseverler (en başta biz!) için Ballonet Socks’u yarattık.”

İlk koleksiyonları Curious renkli ve dikkat çekici. Unisex olan koleksiyon cesur olmayı sevenleri bekliyor. Uluslararası kalite standardı olan Oeko-Tex® sertifikasına sahip olan markanın ürünleri en üst kalite ipliklerin kullanıyor. Koleksiyondaki tüm çoraplar %85 Penye Pamuk, %13 Poliamid ve %2 Elastan içeriğinden oluşuyor.

Bu şirin çoraplar ballonet.net ve Londra’da 10’u aşkın tasarım mağazasında ve butiklerinde satılıyor.

Yasemin Öndar-Ruh Hallerim

Yasemin Öndar’ın Sonbahar-Kış koleksiyonu BUKEFALOS, bana koyu yönümü anımsattı. Kendi içime dönüp koyu olduğum günlerde giydiklerim de beni yansıtmalı. Renkli olmayı sevsem de her zaman renkler benim için değil. Koyu halimi de severim.

Yasemin’in kaleminden; BUKEFALOS “Ve Tanrı bir avuç dolusu güneyli rüzgar aldı, ona kendi nefesini üfledi ve atı yarattı… Sen kanatsız uçabilmeli, ve kılıç çekmeden fethedebilmelisin…” deyip onu kutsadı. Atın zerafeti, zekası ve asaleti… Vahşi ve heybetli görünüşünün altında yatan hassasiyeti. O hem zaptedilemez hem evcil, hem eğitilemez hem en iyi öğrenci. O bir asi ve bir o kadar da sadık ve taabii. Tıpkı soyunu inkar etmeyen Bukefalos gibi! Atların bu muhteşem dünyası beni cezbetti ve sonunda Bukefalos’un ruhu önce kalemime, kalemimden kağıdıma, cetvelime,kumaşıma, iğneme, ipliğime ve sonunda içime sinip kendini yarattı! Yeni koleksiyonum Bukefalos’un parçaları sizin asaletinizle birleşmeyi bekliyor! “
Ölçülü ama dağınık…
Fotoğraflar  
Kıyafetler,
 yaseminondar@gmail.com
info@yaseminondar.com

Özlem Tuna; Kairos Sürdürülebilir zaman…

Size buram buram Nuruosmaniye kokan bir tasarımcıdan bahsedeceğim…

Özlem Tuna Kimdir?

Özlem Tuna, Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik” bölümünden 1993 yılında mezun oldu. 1996 yılında mücevher tasarımı ve üretimi üzerine yoğunlaşan Özlem Tuna, bu alandaki ilk kariyer adımını Urart Firması ile başlattı.

2003 Nisan ayında Özlem Tuna Tasarım Stüdyosu ve Atölyesi’ni kurdu.

Özlem Tuna markası altında mücevher tasarımları ve obje tasarımlarını gerçekleştirmeye başladı. Özlem Tuna 2007 Mayıs ayında Nuruosmaniye’deki  Design Zone isimli mücevher ve obje galerisini açtı. Farklı Türk tasarımcıların ürünlerine de ev sahipliği yapan galeri hizmetlerine halen devam ediyor.

Son koleksiyonun Kairos’dan bahseder misin?

Kairos; Zeus’un en genç oğlu, Yunan mitolojisinde fırsat tanrısı olarak bilinen tanrının omuzlarında ve ayaklarında kanatları var. Bu nedenle peşinden koşanlar değil, sadece karşısına çıkanların onu yakalayabileceği rivayet edilir.

Kronos kronolojik zamanı ölçer. Günlük bazda içinde yaşadığımız zamandır. Saatlerle , dakikalarla ölçülür. Kairos ise saatin gösterdiği zaman değil, bizim hissettiğimiz zamandır. Kaliteli kılınmış bir zaman dilimini ifade eder. Zamanın kalite ve değerini ölçer; nitelikseldir. Zaman nazik biçimde akarken bizim anda olmamıza izin verir. Onu yakalamak için yarışmaktan çok, ona katılırız. Bunlar ruhlarımızı besleyen anlardır.

Büyük şehirlerde yaşayan insanlara benzettim Kairos’u.. Biz de durmadan koşmaya devam ediyoruz, bir an soluk almaya zamanımız yok.. Oysa farkında olup bir an durduğumuzda zaman da durabiliyor. Hepsi bizim elimizde.Bunu fark ettiğim dönemde elimde bu küçük porselen tabaklar, zamanı unutup hayaller içinde gezinmemi sağladı.

Tasarımlarını nelerden temin edebiliriz?

Nuruosmaniye’de ki showroom mazağam Design Zone, Asayra, Beymen Home, Hayal Evi, Sufi, Four Seasons Hotel İstanbul at the Bosphorus – Gift Shop ve online mağazam zerredesignstore.com

Yurt dışında ise, Moma New York, Paileys&Peacocks Kuveyt

Teşekkürler :)
Tüm kahrımı çeken fotoğrafçım Özlem Cengiz‘e
Kıyafetler için Kumpanya 62‘ye
İyi ev sahibi İstanbul Arkeoloji Müzesi‘ne

Yasemin Öndar XXIII

Yasemin Öndar ismini şimdi duymamış olabilirsiniz ama bir gün iyi bir Moda Tasarımcısı olarak duyacağınızı biliyorum. İyi kalbi ve yeteneği ona bu yolda çok yardımcı olacak.

Yasemin’ini tanımak için Koleksiyon ile ilgili birşey anlatır mısın dediğimde; “Ben yolun çok çok başındayım bu yüzden koleksiyon gibi iddialı kelimeler kullanmaktan kaçınıyorum Biraz 70 ler biraz herkesin korkulu rüyası 80ler :)ilham alarak , o dönemin ruhunu bugünün trend renkleriyle birleştirip form olarak da daha giyilebilir hale getirmeye çalıştım.” gibi mütevazi bir cevabını aldım.

Yasemin şöyle devam etti;

“Şu aşamada üretimlerimi modaseverlerin beğenisine sunmak beni çok mutlu ediyor. Asıl amacım için bu yıl moda tasarım eğitimime başlıyorum. Şimdilik üretimlerimi beni teknik ve özgünlük anlamında hep bir adım daha ileriye taşıması amacıyla yapıyorum. Atölyede profesyonel eller yardımıyla kaliteli üretim yapıyorum fakat dediğim gibi tasarım anlamında çok yolum var”

Backstage görüntüleri ve Yasemin ile ilgili daha fazla bilgi almak isteyenler buraya tık tık…

Songül Cabacı ile Söyleşi

Songül Cabacı‘nın Galata’daki tasarım ofisine baskın yaptım. Çaylar, kahveler ve birde Songül’ün hoş sohbetiyle vakit nasıl geçti anlamadım :) Songül Cabacı’nın hep gülen yüzü ve pozitif bakan gözlerini seviyorum…

Sizler için sorular da sordum. İşte sorular-cevaplar;

Songül Cabacı kimdir?

25 yaşında, İstanbul doğumlu, Marmara üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi 2009 mezunu olup, Moda çevresine yeni adım atmış genç bir tasarımcıyım. Oldukça fazla sanat tutkunu, özgün, e biraz da deli-dolu bir Songül Cabacı…

Peki Songül Cabacı markasını yaratmadan önce neler yaptın?

Markamı kurmadan önce daimi olarak markamın hayali ve hazırlıkları içerisindeydim. Üniversite yıllarım oldukça hareketli geçti. Amaç belliydi, sadece nasıl yapmam gerektiğini öğrenmem gerekiyordu. İlk yıl itibari ile bir çok farklı workshopa katıldım. Bunların bir kısmı okul projeleri bir kısmı dışarıdan bazı projelerdi. 2 yıl boyunca bir odasında resim, bir odasında da giysi üretimi yapılabilen küçük bir atölye açtım. Öğrencilerim bile vardı.:) Yani kendi sanat mutfağımı yaratmıştım. Buradan aldığım coşku ile Pazart, Galata Tasarım gibi farklı sergi-satış alanlarına kendi markamla katılmaya başladım. Bu etkinlikler bana, özgüvenimi geliştirmek, daha doğrusunu tasarlayabilmem için biçilmiş kaftan oldu. Bunları takip eden süreç mezuniyetim, farklı tasarım festivalleri, Euro Skills Moda Yarışması oldu. Okuldan mezun olur olmaz öğrendiklerimi pekiştirmek için 6 ay Simay Bülbül’ün atölyesinde çalıştım. Bu süre boyunca evimde de kendi tasarımlarımı yapmaya, bazı etkinliklerde teşhir-satış yapmaya devam ediyordum. Müşterilerimin siparişleri ve private shopping siteleri satışları üretimim de hızlı bir artış yarattı. Bu artış, 2010 itibariyle beni tarihi dokularından her zaman ilham aldığım, hayallerimi süsleyen Galata’ya, Tatarbeyi Sok. 30 numaraya taşıdı. Resmi olarak markamın kuruluşu da bu şekilde başlamış oldu.

Songül Cabacı markasının stilini nasıl betimleyebiliriz?

Sadelik bizi tanımlayan ana kelimelerden biri …Sanatla iç içe oluşumun verdiği etkiler özellikle tasarımlarımda var. Kullandığım renkler ,renklerin dokularla olan uyumu kavramsal bir resmi üzerinizde taşıyor hissini vermekte. Hep resimsel baktım, resim yaptım ve sonra Cabacı markasını kurarken resim gibi giysiler yapmak istedim ve şimdi bunu başardığımı düşünüyorum. Songül Cabacı Tasarımlarını betimleyen kelimeler Şık, rahat,sade ve sanatsallıktır.

Sarmaşık koleksiyonundan biraz bahseder misin?Senin için farklı bir yeri var mı?

 Sarmaşık, benim giysi tasarımcısı olma yolumda bir öncü ve kendimi ifade ediş biçimimdir aslında. Sarmaşığı seçtim çünkü temennim başlamış olduğum bu yolda, tohumu atıldığında durdurulamayan bir sarmaşık gibi tüm kalpleri sarmalamaktı. İlk defilem, ilk adımlarım bu koleksiyon ile gerçekleşti. Asla vazgeçemediğim iplik dokularımı da bu koleksiyonum ile en iyi ifade biçimine ulaştırdım. Benim için çok farklı bir anlamlı olan ve 2 sezon boyunca talep gören bir türlü vazgeçemediğimiz detayları barındıran bir koleksiyon oldu… Sanıyorum amacıma ulaştım, sardı mı içinden çıkması zor.

Yeni koleksiyonunda neler  göreceğiz?

Kış koleksiyonumuz bu sezon ‘Şizofrenik Sancılar’ı ağırlıyor. Şıklığa avangarde  bir yaklaşım sunuyoruz. Çok ciddi bir yerde de giyilebilecek hem çok sade hem çok avangarde sade-soyut bir koleksiyon olacak.

Giysiler üzerinde benim tarafımdan yapılmış kavramsal çizimler, baskılar ve lazer kesimli detaylar var. Bu koleksiyonda hep bildiğimiz “gerçek” algısını görsel açıdan değiştirmeyi amaç edindim. Bu sezon özellikle ceket-gömlek-pantolon üçlüsü, elbiselerimiz, kışın hiç vazgeçemediğimiz ve bu yıl çoğunlukla giyeceğimiz eskilerin tadını taşıyan el örmesi hırkalarımız başlıca parçalarımız olacak.

Eğitimli bir tasarımcı olarak Türkiye’de ki moda eğitimi hakkında görüşlerin neler? Moda Tasarımcısı olma hayali kuranlara tavsiyelerin neler? 

Türkiye’de ki moda eğitimi eskiye oranla çok daha iyi bir düzeyde. Tasarım bölümleri çoğaldıkça bu yolda yürüyecek insanların da vizyonları genişliyor. Tasarımcı olma yolunda da kesinlikle eğitimin şart olduğunu düşünenlerdenim.

Tasarım yapabilmek belirli bir bakış açısını, yaşam biçimini, sanatsal bir duruşu ve keşfetmeyi bilmeyi gerektirir. Ben eğitimim boyunca sadece kumaşa değil, boyaya, kile, cama, metrelerce ipliğe dokundum. Birçok disiplinden alınmış bir eğitim inanın insanı bambaşka şeylere sürükleyebiliyor. Bizler için yalnızca moda eğitimi değil sanat eğitimi çok önemli bir faktör. Bütün mesele soyutu imgeye-imgeyi somuta dönüştürebilmek, bilinen sınırları aşabilmek, deneyselliği asla bırakmamaktır.

Moda Tasarımcısı olma hayali kuranlara en büyük tavsiyem hayalleriniz asla bitmesin tüm inancınızla bu yolda yürüyün. Keşfetmeyi bilin asla bilginizin yeterli olduğunu düşünmeyin çünkü insan her gün çok daha farklı bir şeyle karşılaşıp başka bir durumdan etkilenebiliyor.

Dünyayı güzelleştirmeye minik bir tebessümle başlayalım.

Songül Cabacı

*Fotoğraflar “Peri Serap İpekçiler”

Cihan Nacar Kimmiş?

Eminim sizin de Cihan Nacar’ı gözünüz bir yerlerden ısırıyordur. Cihan’ı hatırlamamış olabilirsiniz ama tasarımlarını gördüğünüzde eminim hatırlayacaksınız. Gördüğüm en başarılı mayo tasarımcılarından birisi Cihan Nacar… Onunla tanışıp yeteneklerini fark etmemek imkansız. Geçtiğimiz günlerde onunla bir araya geldik. Kısa bir söyleşi yaptık.

Bize biraz Moda Eğitiminden bahseder misin?

Adana Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim ve Heykel bölümünden mezun olduktan sonra Çukurova Üniversitesi G.S.F Tekstil Tasarımı Bölümünü kazandım.  Birinci sınıf sonrası devlet bursuyla İspanya’ya gittim. Orada Moda Tasarımı ve yan dal olarak Endüstriyel Tasarımı eğitimi aldım. Türkiye’ye döndükten sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Tekstil Tasarım Yüksek Lisans eğitimine başladım fakat şu an dondurmuş durumdayım.

Hepimizin bildiği büyük markalar için mayo tasarlamışsın. Büyük markalarla çalışmanın zorlukları neler?

Bir markayla çalışmak bir nebze kolay. Fakat ben 3 markayla çalıştım. 3’ünün birbirinden farklı çizgisi, beden aralığı, yaş aralığı var. Bu beklentilere cevap verirken kendi tarzından kopmamanda gerekiyor. En zor aşama markayı tanıma ve adapte olma aşaması. Markanın tanıma sürecinde markanın brifleri hayati önem taşıyor.

Amerikada izlenme rekoru kıran Project Runway programının Türkiye versiyonuna katıldın. Sunuculuğunu Güzide Duran Aksoy’un yaptığı, jürisinde Cemil İpekçi ve Işın Görmüş gibi önemli isimlerin yer aldığı ses getiren bir programdı. Programın kariyerinde nasıl bir etkisi oldu?

Yarışmanın kariyerimde bir etkisi tabiki oldu. Yeni mezun olmuştum. Piyasaya tam giriş yaptığım bir dönemdi. İnsanların beni tanıması, en azından tarzımı ve çizgimi görmeleri açısından çok faydalı oldu. O zaman benim gibi deneyimsiz bir tasarımcı için çok önemliydi böyle bir yarışmayla piyasaya girmiş olmak.

Hatırladığım kadarıyla ilk bölümde Hüseyin Çağlayan, Dice Kayek ve Atıl Kutoğlu gibi isimler sizi ziyarete gelmişti. Onlarla sonrasında kontak kurma şansınız oldu mu? Bu isimlere ulaşmak söylendiği gibi bu kadar zor mu?

Onların bir kısmı ile zaten kontak halindeydim; İTKİB yarışmaları, öğrencilik dönemimde yaptığım stajlarımdan dolayı. Hala da iletişim içindeyim. Fakat iletişimi olmayan arkadaşlarım için iyi bir fırsattı. Sosyal medyanın geldiği bu noktada bu isimlere ulaşmak hiç zor değil.

Peki sen hangi modacıların çizgisini beğeniyorsun?

Dönemsel değişken beğenilerim oluyor. Dünyaya baktığımda Alexander McQueen’i çok beğenirim. Vefatından sonra nasıl olur bilmiyorum ama şuana kadar yaptığı işleri beğeniyorum. Türk tasarımcılardan Hüseyin Çağlayan, Bora Aksu…

Moda dışında ilgilendiğin bir alan var mı?

Moda tasarımı eğitimi alırken yan dal olarak Endüstriyel tasarım eğitimi de aldım. Mekan tasarımları ilgimi çekiyor. Tabiki çok fazla yaptığım bir iş değil ama mimari çizgileri seviyorum. Lise eğitimim resim üzerine olduğu için resim yapmayı ve resim sergilerini gezmeyi seviyorum.

Sadece mayo mu tasarlıyorsun yoksa artık başka ürünler de ilerleyen zamanda gelecek mi?

Sadece mayo tasarlamıyorum. Yaptığım başka işlerde var ama kendi markamın oluşumu mayo üzerine oldu. Çünkü mayo malzemesi materyal olarak benim çok keyif aldığımın bir malzeme. Mayo benim her zaman ilgi duyduğum bir alandı fakat önümüzdeki kış sezonu için dış giyim koleksiyonu hazırlamayı planlıyorum.

Senin tasarımlarını kimlerin üzerine görebiliriz? Nerelerden satın alabiliriz?

Hande Yener mayolarımı giyiyor. Muhteşem taşıdığını düşünüyorum. Hande Yener dışında da tercih eden birçok ünlü isim var.

Şuanda Galata Building, Kumpanya 62 ve Akmerkez’de ürünlerim satılıyor.

2011 Plaj Modası, mayo bikini trendleri hakkında bize bilgi verir misin?

Birkaç sene önceye kadar firmalar standart mayo kumaşı dışında farlı kaliteler kullanmıyordu ama bu sene parlak deri görünümlü, daha ince ve daha çabuk kuruma özelliği olan kumaşlar kullanacaklar. Bu yaz taş, pul ve aplike detayları geçen sezonki kadar fazla olmayacak. Standart mayo ve bikini kalıpları dışında yeni kalıplar görebileceğiz. Geçen sezon ilgi görmeyen mayokini bu sezon fazlasıyla karşımıza çıkacak…

Bu sezon renk konusunda alternatiflerimiz artacak. Plajlarda daha cesur ve çarpıcı renkler görebileceğiz. Zümrüt yeşili, mercan, domates kırmızısı, nar çiçeği, fuşya ve mor gibi parlak renklerin yanında, inci, taş rengi, pudra ve bej gibi soft renkler olacak…

İFW ile ilgili görüşlerin neler? Mayo koleksiyonunu izlemek eminim birçok kadını heyecanlandıracaktır…

İstanbul ve Moda için mutlu edici bir gelişme. Benim de gelecekte yer almak isteyeceğim platform.

 

Bu keyifli sohbet ve samimi cevapları için Cihan Nacar’a çok teşekkürler.

Genç Moda Tasarımcısı; Nihan Peker

Bloggers&Designers projesi için eşleşen Zet Fashion ve Nihan Peker’in geçtiğimiz hafta yaptığı ilk buluşmayı bende kaçırmadım.

Nihan Peker 85 doğumlu fakat yaşadığı yıllara büyük başarılar sığdırmış. Yeditepe Üniversitesi moda tekstil bölümünden lisans, Marangoni Fashion Design bölümünden de yüksek lisans derecesiyle mezun olmuş. Vakko, Network ve Hatice Gökçe gibi hepimizin yakından tanıdığı markalar ve tasarımcılarla çalışmış. Bunları yaparken birde Swarovski Crystallized Elements yarışmasında ilk 3’e girme başarısını kazanmış.

Evinin üst katında bir atolyesi olan Nihan, bizi kahve, krispy kreme, donutlar, cookieler ile dolu olan bir masa ile karşıladı. Koleksiyonlarından konuştuk kısa kısa… Semazenler adını verdiği koleksiyonu Nihan Peker’in iç dünyasını yansıtıyor. Kısa sohbetimizdeki dingin, huzurlu ve sevecen tavrı bende bu hissi uyandırdı.